SDP genel başkanı Rıdvan Turan Tekel
işçilerinin
direnişini selamladı

SDP Genel
Başkanı Rıdvan Turan, Türkiye'nin çeşitli illerinden gelerek Ankara'da
Türk-İş genel merkezinin önünde direnişlerini sürdüren Tekel işçilerini
ziyaret etti. Parti üyeleri ve gençlerin eşliğinde, işçilerin kurdukları
çadırları gezen Turan, Adıyaman çadırında, işçilerin isteği üzerine
Direniş Günlüğü defterine hatıra notu yazdı. Çadır ziyaretlerinden sonra
işçilere bir konuşma yapan Rıdvan Turan Tekel işçilerinin direnişinin
işçi sınıfının mücadele tarihine altın harflerle şimdiden yazılmış
olduğunu belirtti. Konuşması "Zafer direnen emekçinin olacak", "Yaşasın
işçilerin birliği halkların kardeşliği" sloganları ile kesilen SDP genel
başkanı "Tekel direnişi işçilerin birliğinin, halkların kardeşliğinin çok değerli bir
okulu oldu." dedi.
SDP GENEL
BAŞKANI RIDVAN TURAN:
MEVZİLERİMİZİ TERK ETMEYELİM!
ÇÖZÜMÜ DE ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ DE ÇIKIŞ NOKTASINDA
KARŞILAYALIM
Meclis egemenlerin bir lütfu değildir. Hatırlanacaktır, meclise bin
türlü üçkâğıtçılığa, seçim hilesine rağmen girdik. Adeta tünel
kazarak girmiştik meclise. Seçim sürecinde köy köy, kasaba kasaba ne
kadar özveriyle çalışıldığını hatırlayalım. Halklarımızın meclise
girişten beklediklerini ve duydukları coşkuyu hatırlayalım.
SDP PARTİ MECLİSİ:
Açılım sürecinde hükümetin izlediği yol ve
yöntemler,
Kürt sorununun demokratik çözümüne ve barışa
değil,
halkların birbirine düşürülmesine ve savaş
araçlarının ön plana çıkarılmasına hizmet etmiştir
DTP’nin kapatılması, Kürt sorununda onyıllardır
sürdürülen şiddete ve imhaya dayalı çözümsüzlük politikasından bir milim
bile sapılmak istenmediğinin açık göstergesi olmuştur. DTP’nin
kapatılması baştan beri süregiden olumsuz tablonun finali olmuştur.
DTP’nin kapatılması bir sürecin de kapatılması anlamına gelmektedir.
Kürt halkının demokratik haklarını içermeyen açılımlardan bir sonucun
çıkmayacağının devlet katında da görülebilmesi için daha kaç yıl
geçmesi, kaç askerin, kaç gerillanın, kaç Aydın’ın, kaç Serap'ın ölmesi
gerekmektedir?
PKK'yi Dağdan İndiremeyen Devlet
DTP'yi Dağa Çıkarmaya Çalışıyor
DTP’nin kapatılması baştan beri süregiden olumsuz tablonun finali
olmuştur. Şimdi durum büsbütün değişmiştir. DTP’nin kapatılması bir
sürecin de kapatılması anlamına gelmektedir. Barışa ve demokrasiye
yönelik kırıntı halindeki ümitlerin de sona ermesi demektir.
Oysa açılım başarıya ulaşmış olsaydı bugün 7 asker, Aydın ve Serap
ölmeyecekti. Binlerce kişi göz altına alınmamış, yüzlercesi
tutuklanmamış olacaktı. Memleket yangın yerine dönmemiş, savaş
lobilerine sonsuz hareket alanı oluşturulmamış olacaktı.
Sermaye ve Devlet Öldürüyor!
Bursa'nın Mustafa Kemal Paşa ilçesinde iş cinayetlerine bir yenisi daha
eklendi. 19 işçinin yaşamını yitirdiği faciada yine aynı senaryo
sahneleniyor. Olay yerine gelen yetkililer üzüntülerini paylaşıp baş
sağlığı diliyor. Yapılan açıklamaların hemen hepsinde ölümlerin
yaşanmasında ihmal olup olmadığının araştırılacağı belirtiliyor. Öyle
görülüyor ki facianın sorumluluğu ya birkaç kişinin üzerine yıkılıp
maden ocağını işleten firmaya göstermelik cezalar verilecek ya da yine
bir oldu bittiye getirilip bu kadarı bile yapılmayacak.
Açılımın Altında Kalanlar Faturayı
Kürt
Halkına ve Sosyalistlere Çıkarıyor
Açılım devlet ve hükümet
yetkililerince Kürtsüz ve Kürtlere rağmen sürdürülmek istenmiş, bu
konuda halkın en küçük itirazı şiddetle bastırılmıştır. Bu itirazın
bedeli ölümler, yüzlerce gözaltı ve tutuklamadır. Azgın saldırı ve
tutuklama teröründen SDP de üzerine düşeni almış ve iki üyesi
tutuklanmıştır.
Tepeden tırnağa silahlı olan kontrgerilla
timleri tutuksuz yargılanırken, cuntacı generaller evlerine
gönderilirken, dahası Ceylan’ın failleri bulunamamış, Uğur’unkiler
serbest bırakılmışken, DTP genel merkezi ve il ve ilçe örgütleri
kurşunlanır ve ateşe verilirken, tek suçları barışı savunmak olan SDP
üyelerinin tutuklanmasının vicdani ve kanuni bir açıklaması yoktur.
DTP Kapatılamaz!
Eğer DTP kapatılırsa, bunun Kürt halkına demokratik
siyaset kanallarının kapatılması anlamına geleceği açıktır. Anayasa
Mahkemesinin talebine rağmen parti kapatmayla ilgili yasa değişikliğini
gerçekleştirmekten özenle kaçınan hükümet, aylardır “açılım” diye diye
barış ve demokratikleşme doğrultusunda hiçbir somut adım atmadan şoven
ve ırkçı tepkinin yükselmesine yol vermekte ve Kürt özgürlük
mücadelesini geriletebilmek için sonu iç savaşa varabilecek tehlikeli
oyunlardan medet ummaktadır.

Valiliğe göre 'Paşa
paşa yargılansın' diyen SDP yargıya müdahale etti!
Gazeteler ve internet sitelerinde neredeyse her gün
çok gizli belgeler ve yasadışı dinleme kayıtları çarşaf çarşaf
yayınlanırken SDP'nin 'Paşa paşa yargılansın' afişi Yargı'ya müdahale
gerekçesiyle yasaklandı.
Faşist Provokasyonu
Lanetliyoruz
Saldırı DTP konvoyuna değil barış ve demokrasi
taleplerine yöneliktir. Saldırı, savaş isteyen, akan kanın sürmesini
isteyen, halkları birbirine kırdırmak isteyenlerin saldırısıdır. İl
binası önündeki toplantıya panzerleri ve yüzlerce polisiyle dahil olan
İzmir emniyeti birkaç saat süren saldırıyı sadece izlemiş ve seyirci
kalmıştır. Yapılan bir linç provasıdır. Bu saldırı Türk ve Kürt
halklarının kardeşliğine ve bir bütün olarak devrimci hareketin
meşruiyetine yönelik saldırıdır.
Çiçek serbest, SDP afişleri tutuklu!..

“Kağıt
parçası değil cunta belgesi, genelkurmay başkanı görevden alınsın”
ibareli SDP afişlerinin yapılması “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs”
gerekçesiyle
yasaklandı. Manzaraya bakar mısınız?
Genelkurmay darbeci, yargı işbirlikçi, başbakan seyirci, SDP suçlu!..
Neden? Başbakana ‘genelkurmay başkanını görevden al’ demiş, bununla da
yetinmemiş ‘genelkurmay başkanı paşa paşa yargılansın’ demiş. Dün
gazetemiz kapatılmıştı, bugün afişlerimiz yasaklandı. SDP
yıldırılamayacak, darbecilere, cuntacılara, çetelere karşı mücadelesi
sürecek.
Dile Getirilenler Gaf Değil CHP'nin Gerçekliğidir
Onur Öymen tarafından
Dersim katliamı ve Şeyh Sait isyanıyla ilgili dillendirilen cümleler
bir gaf ya da dil sürçmesi değildir. Onur Öymen Kürt sorununa
devletin nasıl yaklaşması gerektiğini anlatmaya çalışırken, daha net
anlaşılsın diye bir teşbihte bulunmuş ve fena hata yapmıştır. Hata
teşbihte değil, kendi gerçek niyetlerini ve olaylara yaklaşımını ele
vermesindedir. Onur Öymen CHP’nin resmi politikasını açıklamıştır:
geçmişte katlettik şimdi de katletmeliyiz. Onur Öymen haklarını
arayanlara, demokrasiden ve özgürlükten yana olanlara, resmi devlet
politikaları dışına çıktıkları anda nelerle karşılaşacaklarını
Dersim katliamı örneğini vererek göstermiştir. CHP’nin ezilenlere
düşman bir devlet partisi olduğu gerçeğini ifşa etmiştir ve bizce de
iyi etmiştir.
Kürt Sorununun Çözümü Genelkurmayla Değil Kürt Halkıyla
Mutabakattan Geçer
Biz bugün askere neden darbe planlıyorsun, cunta tertipliyorsun
demiyoruz. Biz başbakana sesleniyoruz ve diyoruz ki: Görevini yerine
getir ve genelkurmay başkanını görevinden al. Açık bir cunta
oluşumunun gözler önünde olduğu bir ortamda, beğenilsin ya da
beğenilmesin halkın oyarıyla getirdiğini alaşağı etmek için yasadışı
bir tertip söz konusu olduğunda yapman gereken şeyi yap. Bu senin
tercihin değil yasal sorumluluğundur. İdari bir tedbir olarak
genelkurmay başkanını ve belgeyi hazırlayanları görevinden al.
SDP 4.
KADIN KONFERANSI:
"Erkek, Devlet
Şiddetine Karşı Susmuyoruz!" 
SDP IV. Kadın Konferansı, 24-25 Ekim 2009
tarihlerinde çeşitli illerden 65 kadının katılımıyla İstanbul’da
gerçekleştirildi. Kadın Konferansı öncelikle, yıllardır birlikte
mücadele ettikleri ve bugün cezaevinde bulunan DÖKH’lü, KESK’li tüm
tutuklu kadınları selamladı, en kısa zamanda salıverilmelerini talep
etti. Konferans, yapılan değerlendirmeler ışığında önceki konferans
kararlarının bugün hala geçerliliğini koruduğundan hareketle bu
kararları geçerli belgeler olarak onayladı. Buna ek olarak, “Erkek,
devlet şiddetine karşı susmuyoruz!” şiarıyla güncel değerlendirmeler
doğrultusunda "Parti içi kriz ve kadın politikalarımız",
"Örgütlenme", "Kadına Yönelik Şiddet ve Cinsiyetçilik", "Kadın Barış
Hareketi İçin", "Anayasa ve Kadınlar", "Ekonomik Kriz ve Neoliberal
Politikalar Karşısında Kadınlar" başlıkları altında kararlar aldı.
Kürt Kardeşime Dokunma!
Bütün bu ırkçı saldırıların ardında faşist MHP
ve CHP’nin tutumlarının olduğu kadar hükümetin süreci kesintiye
uğratmasının da etkisi vardır. Kürtlere ve DTP’ye yönelik saldırılar
sıradan öfke patlaması olarak değerlendirilemeyecek kadar
tehlikelidir. Açılımın bu kesintiye uğrayan evresinde inisiyatif
savaştan beslenen şovenist ve ırkçı kesimlerin eline geçmiştir.
Diğer yandan hükümet ortaya koyduğu bu tutumla açılımdan Kürtlerin
teslim alınmasını anladığını göstermektedir. İnsanların savaşın
biteceğine olan özlemleri nedeniyle yaptıkları kutlamalara karşı
takınılan tutum, pişmanlık dayatmaları, tehditler ve saldırılar bu
durumun kanıtıdır. Hükümet, Kürtlerin uğrunda bedel ödedikleri
haklarını, bir açılım süreci başlatıldı diye bırakarak teslim
olmayacağını iyi bilmelidir.
|