Dün
dündür bugün bugündür. Ünlü laf siyaset sahnesinin aktörlerinin ezberi
olmuş durumda. Hepsi geçmişinde muhalefetteyken veya yönetici değilken
söylediklerini iktidara gelince unutuveriyor. Başbakan Tayyip Erdoğan da
söz konusu kendi çıkarları olunca başka, halkın çıkarları olunca başka
konuşuyor.
İstanbul’da onlarca yıldır tartışılan ve vakti zamanında başbakanın da
cinayet olarak tarif ettiği üçüncü köprü sessiz sedasız inşa edilmeye
başlandı bile. Her dem şeffaflıktan bahseden AKP sözüyle eylemi
arasındaki farkı bir kere daha gösterdi ve kimseyle tartışma gereği
görmeden istimlakları yapıp köprüyü ihaleye hazır hale getirdi.
Köprü
projesi daha hazırlık aşamasında bile kent dokusunu tarumar etmiş
durumda. Son birkaç gündür tv ekranlarına yansıyan görüntüler köprü
inşaatının yol açacağı yıkımın boyutlarını işaret ediyor. Köprünün
Tarabya (Sarıyer) ve Beykoz'a yapılacak olması her iki bölgede hem doğal
hem de sosyal yaşamda geri dönülmez yaralar açacaktır. İstanbul'un
kuzeyinde yer alan bu iki bölge orman ve su havzalarının zenginliği ile
bilinmektedir. Harita mühendislerinin verdiği rakamlara göre yeni köprü
ve bağlantı yolları 800 hektarlık ormanı yok edecektir. Diğer yandan
köprü bu iki ilçede barınma hakkını tehdit etmektedir. Bu bölgede
yaşayan insanlar “işgalci” olarak tanımlanarak uygulanacak yıkım
politikalarına zemin hazırlanmaktadır. Ne de olsa “işgalci”lerin barınma
hakkı yoktur! Sonuç olarak köprü bu iki ilçeye yıkım, doğa tahribatı,
kirlilik, kargaşa, gürültü getirecektir.
Köprü
inşaatının yol açacağı ikinci yıkım ise maliyet hesaplarında ortaya
çıkmaktadır. Beş milyar dolarlık maliyet rakamı bütün iyi niyet
açıklamalarını yok edecek kadar büyüktür. Kriz koşullarında bu kadar
yüksek maliyetli üstelik hiç verimli olmayan projeleri ortaya atmakta
ısrar etmek ve sessizce başlatmak ister istemez akla rant problemlerini
getirmektedir. Murad edilen kent içi ulaşımı rahatlatmak olsa idi daha
uygulanabilir ve düşük maliyetli üstelik denenmiş projeler hayata
geçirilebilirdi.
Kent
içi trafik sorununun çözümünde toplu taşıma araçlarının kullanılması
kesin ve etkili sonuçlar ortaya koymaktadır. 2000 yılında yapımı
tamamlanan 7,8 km. uzunluğundaki Taksim-4. Levent metrosu 630
milyon dolara mal olmuştur. 5 milyar dolarlık bir bütçe ile İstanbul'a
yaklaşık 65 km uzunluğunda metro yapılabilmesi mümkündür. İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı iken köprünün yapılmasına karşı çıkan
Başbakan, Karadeniz sahil yolunun açılışı sırasında üçüncü köprünün
yapılacağını ve Karadeniz sahil yolunun köprüye bağlanacağını söyledi.
Yine aynı açılışta Lizbon'dan başlayıp Astana'ya kadar uzanacak bir yol
sisteminin (Trans-Avrasya) oluşturulacağını söyledi. Bu yol sistemi için
feda edilen Karadeniz kıyılarından sonra İstanbul'un ormanları da feda
edilmek isteniyor.
Feda
edilen sadece doğal doku değil işsizlik ve yoksulluk ortamında
birilerine peşkeş çekilen halkın parasıdır. Kabul edilmelidir ki
harcanan para bizimdir ve bedel bizden çıkacaktır.
SDP
bedelinin halka hem mali hem yaşamsal olarak ödettirileceği 3. köprü
ihalesinin durdurulmasını, tahrip edilen doğal dokunun tamir edilmesini,
ortadaki rant pazarlıklarının deşifre edilmesini talep ediyor.