SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan:

Üçüncü Köprü Çözüm Değil Yağma

11 Temmuz 2009

 

“Üçüncü köprü bir cinayettir. Böyle bir teşebbüs, İstanbul'un çağdaş kentleşmesi ve şehir içi ulaşım sistemi için ölümcül sonuçlar doğurur.” - İBB Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 27 Nisan 1995

 

Dün dündür bugün bugündür. Ünlü laf siyaset sahnesinin aktörlerinin ezberi olmuş durumda. Hepsi geçmişinde muhalefetteyken veya yönetici değilken söylediklerini iktidara gelince unutuveriyor. Başbakan Tayyip Erdoğan da söz konusu kendi çıkarları olunca başka, halkın çıkarları olunca başka konuşuyor.

İstanbul’da onlarca yıldır tartışılan ve vakti zamanında başbakanın da cinayet olarak tarif ettiği üçüncü köprü sessiz sedasız inşa edilmeye başlandı bile. Her dem şeffaflıktan bahseden AKP sözüyle eylemi arasındaki farkı bir kere daha gösterdi ve kimseyle tartışma gereği görmeden istimlakları yapıp köprüyü ihaleye hazır hale getirdi.

Köprü projesi daha hazırlık aşamasında bile kent dokusunu tarumar etmiş durumda. Son birkaç gündür tv ekranlarına yansıyan görüntüler köprü inşaatının yol açacağı yıkımın boyutlarını işaret ediyor. Köprünün Tarabya (Sarıyer) ve Beykoz'a yapılacak olması her iki bölgede hem doğal hem de sosyal yaşamda geri dönülmez yaralar açacaktır. İstanbul'un kuzeyinde yer alan bu iki bölge orman ve su havzalarının zenginliği ile bilinmektedir. Harita mühendislerinin verdiği rakamlara göre yeni köprü ve bağlantı yolları 800 hektarlık ormanı yok edecektir. Diğer yandan köprü bu iki ilçede barınma hakkını tehdit etmektedir. Bu bölgede yaşayan insanlar “işgalci” olarak tanımlanarak uygulanacak yıkım politikalarına zemin hazırlanmaktadır. Ne de olsa “işgalci”lerin barınma hakkı yoktur! Sonuç olarak köprü bu iki ilçeye yıkım, doğa tahribatı, kirlilik, kargaşa, gürültü getirecektir.     

Köprü inşaatının yol açacağı ikinci yıkım ise maliyet hesaplarında ortaya çıkmaktadır. Beş milyar dolarlık maliyet rakamı bütün iyi niyet açıklamalarını yok edecek kadar büyüktür. Kriz koşullarında bu kadar yüksek maliyetli üstelik hiç verimli olmayan projeleri ortaya atmakta ısrar etmek ve sessizce başlatmak ister istemez akla rant problemlerini getirmektedir. Murad edilen kent içi ulaşımı rahatlatmak olsa idi daha uygulanabilir ve düşük maliyetli üstelik denenmiş projeler hayata geçirilebilirdi.

Kent  içi trafik sorununun çözümünde toplu taşıma araçlarının kullanılması kesin ve etkili sonuçlar ortaya koymaktadır. 2000 yılında yapımı tamamlanan 7,8 km. uzunluğundaki Taksim-4. Levent  metrosu 630 milyon dolara mal olmuştur. 5 milyar dolarlık bir bütçe ile İstanbul'a yaklaşık 65 km uzunluğunda metro yapılabilmesi mümkündür.  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken köprünün yapılmasına karşı çıkan Başbakan, Karadeniz sahil yolunun açılışı sırasında üçüncü köprünün yapılacağını ve Karadeniz sahil yolunun köprüye bağlanacağını söyledi. Yine aynı açılışta Lizbon'dan başlayıp Astana'ya kadar uzanacak bir yol sisteminin (Trans-Avrasya) oluşturulacağını söyledi. Bu yol sistemi için feda edilen Karadeniz kıyılarından sonra İstanbul'un ormanları da feda edilmek isteniyor.  

Feda edilen sadece doğal doku değil işsizlik ve yoksulluk ortamında birilerine peşkeş çekilen halkın parasıdır. Kabul edilmelidir ki harcanan para bizimdir ve bedel bizden çıkacaktır.

SDP bedelinin halka hem mali hem yaşamsal olarak ödettirileceği 3. köprü ihalesinin durdurulmasını, tahrip edilen doğal dokunun tamir edilmesini, ortadaki rant pazarlıklarının deşifre edilmesini talep ediyor.