SDP Genel Başkan Yardımcısı Ecevit Piroğlu:
Cezaevlerinde Ölümlere Sessiz Kalmayacağız!
20 Temmuz 2009
Siyasi iktidar, F tipi hapishanelerle, tecrit
hapishaneleriyle, sessiz imha politikalarıyla insanları ölüme göndermeye
devam ediyor. Son olarak, kanser hastası olan devrimci tutsak İsmet
Ablak otuz ameliyattan sonra 19 Temmuz günü hayatını kaybetti. Ablak
sevki üç yıl engellendikten sonra Haziran’da gönderildiği hastanede,
ÇHD’nin verdiği bilgiye göre, güneş görmeyen, havalandırması ve
penceresi bulunmayan mahkum koğuşunda tutuluyordu.
Hapishanelerin sürekli hastalık üretmesini
sağlayan iktidardır. Hasta tutsaklara teşhis konulmasını engelleyen
iktidardır. Tüm hukuksuzlara rağmen teşhis konulabilenlerin
tedavilerinin yapılmasını engelleyen de iktidardır. Sadece 2008 yılında
hapishanelerde sağlık sebebiyle tahliye edilmeyip hayatını kaybedenlerin
sayısı 37’dir. Bu yılın başından beri cezaevlerinde Mehmet El Elçi,
Gurbet Mete, Hasan Kert, Beşir Özer, Recep Çelik ve son olarak da İsmet
Ablak hayatını kaybetti.
Bir yandan 19 Ağustos 2008 tarihinde
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kapatılan Refah Partisi'nin eski Genel
Başkanı Necmettin Erbakan'ın kalan hapis cezasını ''sürekli hastalık''
nedeniyle kaldırırken, Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde 18 yıl önce
tutuklanarak müebbet hapis cezasına çarptırılan ve halen Mardin M Tipi
Cezaevi'nde tutulan çölyak
hastası Nesimi Kalkan tedavi edilmiyor ve nedenini soran kızı Beritan
Kalkan'a cezaevi yetkilileri 'Senin baban müebbet hapis cezası almış. O
zaten burada ölecek. Onun için çok uğraşmanıza gerek yok' diye cevap
verebiliyor.
Bir yandan Ergenekon davasında şimdiye kadar
2'si general 7 sanık 'sağlık sorunu' gerekçesiyle tahliye edilirken
onlarca devrimci tutsak bile bile ölüme sürükleniyor. 2008 hak ihlalleri
raporuna göre, cezaevlerinde 306 hasta tutuklu ve hükümlü var. 17
kişininse durumu ağır. Altısı kanser. İkisi çölyak hastası. İkisi
felçli. İkisi siroz. Biri 82 yaşında. Biri tekerlekli sandalyede.
Haklarında tahliye raporu ve kararı olmasına karşın serbest bırakılmayan
4 tutuklu ve hükümlü var. Bu listeye bu yıl Güler Zere eklendi. Çukurova
Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı, 2 Temmuz'da, Zere'nin hastanenin
mahkûm koğuşunda tedavi görmesi halinde yaşam riski olduğu yönünde rapor
verdi. Cezaevi savcısı yasalara göre Zere'yi erteleme ya da infazın geri
bırakılması yöntemleriyle tedavi için serbest bırakabilecekken yapmadı.
Bunun yerine, Zere'yi İstanbul Adli Tıp Kurumu'na sevk etti. Üst üste
iki ameliyata rağmen damakta başlayan kanseri vücuduna yayılan Zere,
İstanbul'da 10 dakika süren muayene için 28 saat yolculuk yaptırıldı ve
İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu, kanserli mahkûm Güler
Zere'nin hastanenin mahkûm koğuşunda tedavi edilebileceği yönünde rapor
verdi.
9 yıldır cezaevinde bulunan ve tedavisi üç yıl
geciktirilen Erol Zavar’ın yakınları, doktoru ve avukatları
Cumhurbaşkanı Gül’den randevu taleplerine 10 aydır yanıt alamıyor.
Cezaevi savcıları, ağır durumdaki hastalar
için Adli Tıp Kurumu'nun doğrudan raporu ya da tam teşekküllü
hastanelerin raporlarının Adli Tıp tarafından onaylanması halinde,
tedavi için infazın ertelenmesi kararı verebilir. Cumhurbaşkanı da bu
durumdaki hükümlüleri af yetkisine sahiptir.
Şimdi soruyoruz yetkili makamlara: Sıra kimde?
Cezaevlerinde insanlar ölüyor ve bu ülkenin yetkili makamları hala
hiçbir şey yapmıyor. Sadece seyrediyorlar. Başta cumhurbaşkanı ve adalet
bakanı olmak üzere tüm yetkilileri sorumluluklarının gereğini yerine
getirmeye çağırıyoruz. Tutuklu hastalarla ilgili gerekli işlemler
yapılmalıdır.
Hasta tutsaklar yalnız değildir.
Ölümlere sessiz kalmayacağız, adalet
istiyoruz.
Görevini yerine getirmeyen tüm yetkili
kurumlar ölümlerin sorumlusudur.
|