SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan:
Bu yöntem, demokratik çözüm yöntemi değildir!
30 Temmuz 2009
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın Kürt sorununun çözümü doğrultusunda
başlatılan çalışmaların “üslup ve yöntemine” ilişkin yaptığı açıklama,
somut hiçbir konuda sorunun özüne dair hiçbir söz söylenmediği halde,
Kürt sorununda çözümsüzlük politikalarının artık eski biçimiyle
sürdürülemediğini ve toplumun çözüme ilişkin beklentilerinin daha fazla
karşılıksız bırakılamayacağını gözler önüne sermiştir.
İçişleri bakanının çözüm sürecinin yönünü demokratikleşme olarak işaret
etmesini içi boş bir vaat olmaktan çıkaracak olan devletin bundan böyle
atacağı somut adımlardır. Eğer bakanın sözleriyle, bu konuda daha önce
yapılanlar bundan sonra yapılacakların da bir göstergesi ise, şimdiye
kadar ne Kürt sorununda demokratik çözüm konusunda tek bir adım
atılmıştır ne de AKP hükümetinin demokrasi karnesinde olumlu bir not
vardır.
Bu haliyle “Kürt Açılımı,” Türkiye devletinin kendi kurumları arasında
ve ABD, Irak ve Kürdistan Bölgesel Yönetimiyle çoğu kapalı kapılar
ardında yürütülen müzakerelerde varılan uzlaşma unsurlarını içermekten
öte bir anlam ifade etmemektedir. Devlet kendi yol haritasını dünyanın
ve bölgenin egemen güçleriyle görüşerek kendince çizmiş, ama Kürt
halkının temsilcileri de demokrasi ve barış güçlerinin temsilcileri de
sürecin dışında tutularak, somut öneri ve talepleri görmezden
gelinmiştir. AKP hükümetinin, sorunun muhataplarıyla masaya oturmaktan
kaçarak atacağı adımlar çözüme değil çözümsüzlüğü süreğenleştirmeye
yönelik olacaktır.
İçişleri bakanının bu açıklaması ABD’li ve Irak’lı yetkililerle
Ankara’da yapılan üçlü mekanizma toplantısının ertesi günü
gerçekleştirildi. Bu toplantıya Türkiye adına katılan içişleri bakanı 10
ayda üçüncü kez gerçekleştirilen toplantının amacının
“Irak topraklarında PKK
faaliyetlerine son verilmesi” olduğunu açıkladı. Çatışmasızlık ve
operasyonların durdurulması taleplerine tasfiye yanıtı verilerek ne
açılım sağlanabilir ne çözüm yolunda bir adım atılabilir.
Basında yer alan haberlerden Genelkurmay ve MİT’in katılımıyla
sürdürülen çalışmalarda anadilde eğitim, özerklik, operasyonların
durdurulması gibi konuların “kırmızı çizgi” olduğu, Kürtçe yer isimleri,
üniversitelerde Kürt dili bölümleri, Kürtçe yayın gibi konularda açılım
planlandığı anlaşılmaktadır.
Antidemokratik ve asimilasyoncu yasa ve anayasa maddeleri yerli yerinde
dururken, yerel seçimlerin ardından başlatılan baskın ve gözaltı
terörüyle DTP sindirilmeye çalışılırken, DTP üyeleri Beytüşşebap’ta
kafaları ezilerek, Iğdır’da özel tim eliyle yargısız infaz edilip dereye
atılarak 90’lı yıllardaki gibi katledilmeye başlamışken, sürece “herkesi
dahil etmeye” çabaladıklarını belirtip ama DTP sorulunca “terör çizgisi
önemli bir çizgidir” yanıtını veren bakanın yöntemini açıkladığı
“açılım” içi boş bir açılımdır, bu yöntem demokratik çözüme götürecek
yöntem değildir.
Eğer hükümet “çözüm sürecinin yönünün demokratikleşme olduğu” söyleminde
samimi ise, halklarımızın barışa ve demokratik çözüme ilişkin
beklentilerinin karşılıksız kalmaması için toplumsal muhalefet
güçlerinin katılımıyla oluşacak diyalog ve toplumsal uzlaşı sürecine
açık olmalıdır. Eğer çözümsüzlük politikalarının tıkandığı kabul
ediliyorsa, sorun gerçek muhataplarıyla görüşülerek bir açılım
sağlanabilir. SDP barış ve demokratik çözüm doğrultusunda atılacak her
adımın destekçisi olacaktır.
Operasyonlar durdurulsun, çatışmasızlık sürecine şans verilsin!
Kürt halkının siyasi temsilcileri muhatap alınmadan demokratik açılım
olmaz!
SDP:
İçişleri Bakanı Kürt sorununda somut adımlar atsın
SDP:
Somut adımlar atılsın
SDP: Sorun muhataplarıyla çözülür
|