SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan:
Herkes konuşsun Kürtler sussun mu?
26 Ağustos 2009
Günlük gazetesi Terörle Mücadele
Yasasının 7/2. maddesi dayanak yapılarak “örgüt propagandası” yaptığı
gerekçesiyle 1 aylığına kapatıldı.
Günlük 8 aylık yaşamında ikinci kez kapatılıyor. Kürtlerin sesini
yansıtan gazete geleneğinin kaçıncı kez kapatıldığının sayısını bulup
çıkarmak ise artık neredeyse olanaksızdır.
Kapatma kararına gerekçe gösterilen 22 Ağustos tarihli sayının 8.
sayfasında, Günlük gazetesi
genel yayın yönetmenleri Filiz Koçali ve Ayhan Bilgen’in verdiği bilgiye
göre,
"Açılım" sürecini desteklemek ve onu yolundan saptırmak isteyen
çevreleri uyaran, bu arada Öcalan'ın "Yol Haritası"nın anlamına, tıpkı
diğer gazete köşe yazarlarının yaptığı gibi dikkat çeken bir makale ile
"Üretici ve Tüketiciler"in, her ikisi de yasal olan Dev Genç ile
ESP'lilerin, DTP Gençlik Meclisi'nin eylemleriyle ilgili haberler yer
almıştır. Bunların hiç birinde her hangi bir örgütün propagandası
yapılmamaktadır. Gazetenin 14. Sayfasında ise, Kanada Toronto
Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Amir Hassanpour'un "Gelişen dünya
dilbilim düzeninde dilsel haklar: Devlet, Pazar ve iletişim
teknolojileri" başlıklı, daha önce
Vesta Dergisi'nin 2003 tarihli 1. sayısında yayınlanan ve hiçbir
yasal takibata uğramamış olan bilimsel makalesinden bir bölüm yer
almaktadır.
Günlük
gazetesi daha önce de “Operasyonlara dur denilmeli” ve “PeKeKe mi,
PeKaKa mı?” başlıklı iki yazı ve Öcalan’ın posterinin de göründüğü bir
fotoğraf nedeniyle kapatılmıştı.
Günlük
gazetesi, başka bir yayın organında yer alsa kapatılma gerekçesi
yapılmayacağı herkesin malumu olan yazılar gerekçe gösterilerek
susturulmaya çalışılmaktadır. Bu Türkiye’de Kürtlere başka “hukuk”,
Türklere başka hukuk anlamına gelmekte, Kürtler için özel bir yargılama
mantığının, en temel demokratik haklar konusunda çağın ayıbı
sayılabilecek bir eşitsizliğin sürdüğünü göstermektedir.
Bu özel yargılama mantığı ve
eşitsizlik, bu hükümet döneminde ağırlaştırılan Terörle Mücadele Yasası
sayesinde sürdürülebilmektedir. Keyfi bir “örgüt propagandası”
yorumunun, ifade özgürlüğü üstünde bir Demokles kılıcı gibi
sallandırılması bu Terörle Mücadele Yasası sayesinde mümkün olmaktadır.
Parlamentoda salt çoğunluğu bulunan hükümetin bu anti-demokratik yasayı
değiştirmesinin önünde kendi demokrasi zihniyetinden başka hiçbir engel
yoktur.
Günlük
gazetesinin kapatılmasına, “Açılım” günlerinde ve Öcalan’ın yol
haritasını açıklaması beklenirken ve MGK toplantısından bir gün sonra
karar verilmesi ise, “herkes konuşsun Kürtler sussun!” zihniyetini
yansıtmaktadır. Kürtlerin taleplerini ve önerilerini dile getirme ve
yayma hakkını gasp etmeye çalışarak “demokratik açılım” yolunda nasıl
yol alınabileceği ise anlaşılan yalnızca AKP hükümetinin yanıtını
bildiği bir sorudur.
Geçtiğimiz günlerde toplanan
SDP Parti Meclisi, barışın asgari imkanlarının yaratılabilmesi için
atılması gereken öncelikli adımları 7 madde halinde sıralayarak
kamuoyuna açıklamıştır. 4. maddeyi burada yineliyoruz:
Farklı düşüncelerin ve çözüm önerilerinin ifade edilmesinin önündeki
yasal engeller hızla kaldırılmalı ve özgür tartışma ortamının
sağlanmasının imkanları yaratılmalıdır.
|