SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

Açılımın Altında Kalanlar Faturayı Kürt Halkına ve Sosyalistlere Çıkarıyor

9 Aralık 2009 

Aylardan bu yana açılım adı altında Erbil-Bağdat-Washington ve Ankara arasındaki mutabakatlara dayanılarak geliştirilmeye çalışılan süreç, projenin mimarlarının basiretsizliği ve hesap bilmezliği nedeniyle kesintiye uğramıştır.

Hesap başından yanlış yapılmış ve Kürt sorununun Kürtler hariç, diğer bölgesel ve küresel politik aktörlerle birlikte çözüme bağlanacağı, çözümün Kürtlere dayatılacağı, Kürtlerin ve sosyalistlerin de bu dayatmaya ses çıkarmayacağı zannedilmiş fakat evdeki hesap çarşıya uymamıştır.

İlk günden bu yana Kürt halkının siyasal temsilcilerinin ve bizlerin muhataplık konusundaki uyarıları dikkate alınmamış, açılımın hükümetteki ve devletteki mimarları bildiklerini yapmaya devam etmişlerdir.

Açılım bu zamana kadarki gelişiyle operasyonların sürdürüldüğü, çatışmasızlık ilan eden gerilla güçlerinin üzerine gidildiği, DTP yöneticilerinin düzmece iddianamelerle cezaevlerine doldurulduğu bir gidişat takip etmiştir.

Kürt halkının kolektif haklarının inkar edildiği, anadilde eğitimin tartışma gündemine bile alınmadığı, Öcalan’ın kaleme aldığı yol haritasına devletçe el konulduğu, dahası Öcalan’ın fizik koşullarının giderek kötüleştirildiği bir süreç yeni çatışmalar haricinde neyin açılımı olabilir?

Şimdi de Kürt halkının tepesinde Demokles’in kılıcı gibi kapatılma davası sallandırılmaktadır.

Minik Ceylan’ın devletçe bir serçe gibi avlanması, bir Kürt gencini öldüren uzman çavuşun mahkemece cezalandırılmaması, Diyarbakır’da polisin hedef gözeterek bir genci öldürmesi açılım için gereken adalet duygusunu hızla tahrip etmiştir.

Hükümetin basiretsizliğinin ve barış isteyen güçleri süreci provoke etmekle suçlamasının pratik sonucu, sürecin merkezkaç güçlerin müdahalesine, CHP ve MHP faşizmine açık hale getirilmesi anlamına gelmektedir.

Açılım devlet ve hükümet yetkililerince Kürtsüz ve Kürtlere rağmen sürdürülmek istenmiş, bu konuda halkın en küçük itirazı şiddetle bastırılmıştır. Bu itirazın bedeli ölümler, yüzlerce gözaltı ve tutuklamadır.

Azgın saldırı ve tutuklama teröründen SDP de üzerine düşeni almış ve iki üyesi tutuklanmıştır.

SDP siyaset kokan ve en basit hukuk kurallarının ihlal edildiği bu düzmece mahkemeyi ve onun tutuklama kararını kabul etmemektedir.

SDP yaşanan bu tutuklamaları son aylarda devletin partimize yönelik anti-demokratik ve saldırgan tutumunun, tüm yayınlarının, afişlerinin yasaklanmasının bir devamı olarak görmektedir.

SDP’ye yönelenler şunu bilmelidir: SDP barış ve demokrasi için mücadele etmektedir. SDP’nin topu tankı, uçağı, cuntacı generalleri ve kontrgerilla timleri yoktur. SDP’nin tek silahı tarihsel ve siyasal haklılığı ve fikirleridir.

Tepeden tırnağa silahlı olan kontrgerilla timleri tutuksuz yargılanırken, cuntacı generaller evlerine gönderilirken, dahası Ceylan’ın failleri bulunamamış, Uğur’unkiler serbest bırakılmışken, DTP genel merkezi ve il ve ilçe örgütleri kurşunlanır ve ateşe verilirken, tek suçları barışı savunmak olan SDP üyelerinin tutuklanmasının vicdani ve kanuni bir açıklaması yoktur.

Açılımın mimarları bu yoldan barışa ulaşılamayacağını da bilmelidirler.

SDP devlet ve hükümet yetkililerini uyarmaktadır:

Girdiğiniz yol demokratik açılım yolu değil, çıkmaz yoldur.

Kürtleri ve sosyalistleri cezaevlerine tıkarak, öldürerek, öldüremezse süründürerek ulaşılabilecek bir barış ortamı yoktur.

Barış güçlerinin üzerine gitmekten vazgeçin. Kovuşturulması gereken bir odak varsa o da savaş lobilerinin, çetecilerin, şovenistlerin, cuntacı generallerin odağıdır.

Yoksa yaktığınız bu ateş herkesten önce sizi yakacaktır.

SDP devlet ve hükümet yetkililerine sesleniyor:

Barış tutuklularını derhal serbest bırakın!

SDP’nin barış, demokrasi ve sosyalizm mücadelesini bastırmaya gücünüz yetmez.

SDP size rağmen bu ülkede barış, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin sesi olmaya devam edecektir.

Yaşasın halkların kardeşliği!

Yaşasın barış mücadelemiz!

Yaşasın devrim ve sosyalizm!