SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:
PKK'yi Dağdan İndiremeyen Devlet
DTP'yi Dağa Çıkarmaya Çalışıyor
12
Aralık 2009
Açılımda son perde:
PKK’yi dağdan indiremeyen devlet
DTP’yi dağa çıkarmaya çalışıyor!
Açılım sürecinin “ilk etabı” sona ermiş durumdadır.
Devletin ilk etabın bitişine neden olan tutumunun adı, “Kürtler olmadan
Kürt sorununu çözmeye çalışmaktır”.
Durum son derece ciddidir. Aylardan beri Kürtler olmadan Kürt sorununu
çözmeye kalkışmanın, Kürt sorununu Bağdat, Erbil, Ankara ve Washington
arasında kapalı kapılar arkasında süren pazarlıklarla çözmeye çalışmanın
pratik karşılığı başarısızlıktır.
Hükümet yalnızca cesaretsiz davranmamıştır, aynı zamanda açılımı açık
bir tasfiye planı çerçevesinde ele almış ve uygulamaya koymuştur.
Barışın ancak iki taraf arasında sağlanabileceği bir bedahet iken
hükümet, ne Öcalan’ı, ne PKK’yi ve ne de DTP’yi muhatap almıştır.
Devlet bu kesimleri muhatap almamakla yetinmemiş diğer yandan
operasyonları sürdürmüş, çatışmasızlık ilan eden gerilla güçlerinin
üzerine gitmiştir. Anayasal garantiye sahip olmayan kişisel bazı
haklardan söz ederken anadilde eğitimi tartışma gündemine dahi
almamıştır. Yüzlerce DTP’li cezaevlerine doldurulmuş, Öcalan’ın kaleme
aldığı yol haritasına el konmuştur. Bu arada minik Ceylan’ın devletçe
bir serçe gibi avlanması, bir Kürt gencini öldüren uzman çavuşun ceza
almaması, Aydın Erdem’in devletçe katledilmiş olması durumun vehameti
hakkında fikir vericidir.
Kifayetsiz muhteris olan hükümet Kürtleri ve barış ve demokrasi
yanlılarını
düşman ilan ederken CHP ve MHP’ye de ciddi bir operasyon alanı
bırakmıştır.
DTP’nin kapatılması baştan beri süregiden olumsuz tablonun finali
olmuştur. Şimdi durum büsbütün değişmiştir. DTP’nin kapatılması bir
sürecin de kapatılması anlamına gelmektedir. Barışa ve demokrasiye
yönelik kırıntı halindeki ümitlerin de sona ermesi demektir.
Oysa açılım başarıya ulaşmış olsaydı bugün 7 asker, Aydın ve Serap
ölmeyecekti. Binlerce kişi göz altına alınmamış, yüzlercesi
tutuklanmamış olacaktı. Memleket yangın yerine dönmemiş, savaş
lobilerine sonsuz hareket alanı oluşturulmamış olacaktı.
Anayasa mahkemesinin kararıyla süreç başa sardı. Kürtlerin demokratik
haklarını içermeyen açılımlardan bir sonucun çıkmayacağını başbakanın
görmesi için daha kaç yıl geçmesi, kaç askerin, kaç gerillanın, kaç
Aydın ya da Serap'ın ölmesi gerekecek?
1993’te bu sorun çözülmüş olsa yaklaşık 10.000 insanımız daha yaşıyor
olacaktı.
Anayasa mahkemesinin kararı ölüm sürecinin devamı lehinde verilen bir
karardır. Bu karar aynı zamanda AKP’nin de kararıdır. Bu kararın sonucu
binlerce gencin ölmesi demektir. Yıkılmış hayatlar demektir. Sönmüş
ocaklar demektir.
Gelinen noktada PKK’yi dağdan indirebilme yeteneği gösteremeyen hükümet,
açıkça ve taammüden DTP’yi dağa çıkarmaya çalışmaktadır.
Devletin açılım adı altındaki tasfiye planları da, mahkemenin kararı da
kabul edilebilir değildir.
SDP hükümeti, halkları birbirine düşürmek adına tezgahlanan bu savaş
projesinden derhal vazgeçmeye çağırmaktadır.
Parti kapatarak, kişilere siyasal yasak koyarak, halkı birbirine
kırdırarak Kürt sorununu çözemezsiniz. Kürt sorunu ancak barış ve
demokrasiyle çözülebilir.
|