Başbakan Erdoğan İngiltere gezisinde BBC’ye verdiği mülakatta Ermeni
göçmen işçileri, gerekirse ülkeden göndereceğini açıkladı. Başbakan aynı
açıklamayı, Britanya başbakanı Brown ile düzenlediği ortak basın
toplantısında da yineledi.
BBC Türkçe servisine verdiği özel mülakatta Erdoğan kelimesi kelimesine
şunları söyledi: “Bakın benim ülkemde 170 bin Ermeni var; bunların 70
bini benim vatandaşımdır. Ama yüz binini biz ülkemizde şu anda idare
ediyoruz. E ne yapacağım ben yarın, gerekirse bu yüz binine 'Hadi siz de
memleketinize' diyeceğim; bunu yapacağım. Niye? Benim vatandaşım değil
bunlar... Ülkemde de tutmak zorunda değilim.”
ABD Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komitesinin ardından İsveç
Parlamentosunda Ermeni soykırımının tanındığı, İngiltere, İspanya ve
Almanya parlamentolarında da benzer tasarıların gündeme geleceği bir
dönemde, BBC muhabirinin “Türk dış politikası sıkıştı mı?” “Türkiye
komşularıyla sıfır sorun politikası izleyen ama dünyanın geri kalanıyla
kavgalı bir ülke tablosuna mı geliyor?” sorusu üzerine Erdoğan’ın
sarfettiği sözler ırkçı ve faşist bir zihniyeti yansıtmaktadır.
Ermeni soykırımını tanıma olasılığı olan ülke parlamentolarını,
Türkiye’de kayıtdışı çalışan işçileri sınırdışı etmekle tehdit etmek,
6-7 Eylül olayları ve 1964 mübadelesi anımsanırsa Türk devletinin bozuk
siciline uygun düşen bir davranış olmuştur.
Başbakanın açıklamasından bir gün önce basına kapalı yapılan TBMM
Dışilişkiler Komisyonu toplantısında CHP milletvekili Canan Arıtman’ın
Ermenilerin sınırdışı edilmesini önerdiği basına sızan bilgiler
arasındadır.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Vural ise Başbakanın sözlerini
“Ermenistan’ın işsizinin bugüne kadar sübvanse edildiğinin itirafı”
olarak yorumlayarak ‘şimdiye kadar sınırdışı etmediğin kabahat’ demeye
getirmektedir.
Anlaşılmaktadır ki AKP’si, CHP’si, MHP’si bu ‘milli mesele’ karşısında
aynı yerde durmaktadırlar. Bu partiler aynı “tehcir” zihniyetinin, aynı
ırkçı geleneğin bir sürdürücüsü olduklarını açık etmekten zerrece hicap
duymamaktadırlar. Unutmamak
gerekir ki 1915 Ermeni tehciri için imal edilen “gerekçeler” Başbakanın
şimdiki gerekçelerinden daha fazla “inandırıcı” değildi ama sonuç büyük
bir felaket oldu.
Başbakan
göçmen işçileri, Ermenistan’a ve batıya karşı koz olarak kullanmayı akıl
etmekte, ama sigortasız, güvencesiz, sağlıksız koşullarda çok düşük
ücretlerle yaşamaya çalışan göçmen işçilerin yaşam koşullarının bir
insan hakkı ihlali olduğu aklına gelmemektedir.
AKP hükümeti açılım diye diye “tehcir”ci
bir çizgiye gelmiş, böylece sahte açılımcılığını bir kez daha gözler
önüne sermiştir. Tıpkı Kürt açılımının altından “tasfiye” çıkması gibi
Ermenistan açılımının altından da “tehcir” çıkmıştır.
SDP hükümeti uyarmaktadır. “Açılım” maskesi altında halklar arasına
nifak sokmaya çalışan, halkları birbirine düşman etmeye çalışan
politikalar sürdürmekten vazgeçilmelidir.